deneme (sene 2020 ilk yazım :))

 


Yaşamda reddedilişe, ayrılıklara, çeşitli bitişlere, gölgeye, karanlığa, kötülüğe, mağlubiyete, kayıplara, ölüme isyan etmek insanın bencil yapısın ürününden öte bir şey değildir. Var olan her şey işte bu nedenle yani var olduğundan dolayı yok olmaya mahkûmdur. Her şartta başlayan her şey bitişin fitilini ateşlemekten ibarettir. Daha ötesini düşünmek insanı anlamı olmayan şeylere anlam yüklemesi gibi doğal olmayan çelişkilere sürükler. Başlangıç ve bitiş arasındaki süreçte insan, güç, zafer ve itaat ettirme gibi hedefler ile kendine var etmeye çalışır. İnsanın güç ve zafer arayışı birinin güçsüzlüğü ve mağlubiyeti ile var olmak zorundadır "zafer" ancak başkalarının mağlubiyeti ile ifade edebilen bir kelimedir bu anlamda zafere sevinmek, başkalarının mağlubiyetini düşünmeden insanın kendisine odaklanması ve her zaman "ben" temalı düşünmesinin ürünüdür. Bu düşünceyi temel alacak olursak aynı zamanda her mağlubiyet birilerinin zaferi yüzündendir insan kendisine göre olanı ve işine geldiği gibi olanı esas almaya meyillidir. Bu bencil yapı insanı kaçınılmaz karanlığa sürükler çünkü ışığın ve aydınlığın olduğu her yerde mutlaka bir gölge oluşur. Her şey tersiye var olduğu için aydınlık ve karanlık asla ebedi bir yaşam süremeyecektir bu bağlamda karanlığın ve gölgenin (kötülüğün) olduğu her yerde iyilik bulunmak zorundadır. Karanlığın olmadığı yerde ışıktan söz edilemez yani karanlığı var eden ışığın yokluğudur. İnsanın kötülükle (bahsi geçen karanlıkla) boğuşması insan için zaman kaybından öte bir şey değildir. İnsan bu tür karanlıklarda karanlığı var eden ışığı aramalıdır. Çünkü güneşin batışı onu belli bir vakitte orada doğduğunu ve batış anında bir yerlerde o güneşin doğduğunu işaret eder. Karanlık ve aydınlığın muazzam dengesini göremeyen insan dolayısı ile baktığı şeyi asla tam anlamıyla göremez. İnsan asla herhangi bir doğallığı engelleyemez. Her zaman olması gereken olur bitmesi gereken biter. Başta belirtmiş olduğum kelimeler üzerinden tek yönlü anlam arayışı ve bu kelimelerin yine aynı şekilde tek açıdan insan tarafından değerlendirilmesi ve bahsi geçen kelimeleri tam anlamıyla özümsemeden yaşama temellendirilmesi onu anlamsız bir mutluluğa, gerçekliği göremeyen saflığa veya derin umutsuzluklara, karamsar bakış açısına yönlendirmekten ileri gidemez. Her reddediliş birileri için kabul edilebilme ihtimali yaratırken her kabulleniş geri kalanlar için reddedilişin dolaylı anlatımıdır. Ayrılıklar başka kapıları yani başka başlangıçları var eden en önemli hususlardan biridir. Kayıp ise birilerinin kazancının sonucudur dolayısı ile kazançta başkalarının kaybını tetikleyen bir olaydır. Doğmak yani yaşamaya başlamak ölümü başlatan bir olaydır doğmayan var olmayan hiçbir canlı ve madde işte bu nedenle ölemez, yok edilemez. İnsan bu nedenle basit bakış açısını genişletmeli ve olaylara bir bütün olarak bakabilme yetisini kazanmaya çalışmalıdır. Sonuç olarak insan bu "kazançların" ardından anlamlı veya anlamsız her kelimenin altında ezilmekten veya bu kelimelerin üzerinde olağanın dışı ve gereksiz (sonucu hüsranla bitecek olan) yükselmeden kendini kurtarmalıdır...


düzeltme:
yapı olarak çok dağınık edebi abes kıvrılmalar var farkındayım bunu 15 yaşında yazdım fikirsel olarak değiştim edebi olarak çok geliştim ama bu yazı ilk göz ağrım değiştirmeye kıyamıyorum :)

Yorumlar

Popüler Yayınlar